Konya Aldatılan Koca, 18 Bin Lira Tazminat ve Oğlunun Velayetini Kazandı

Konya’da eniştesiyle aldatan eşi Pelin H. ile boşanan Mehmet A., 2’nci Aile Mahkemesi’nin kararıyla aylık 250 lira nafaka ödemesine ve çocuğunun velayetinin annesine verilmesi kararına avukatı aracılığıyla itirazda bulundu. İtiraz üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2’nci Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, çocuğunu velayetinin babaya verilmesine ve Pelin H.’nin eşi Mehmet A.’ya 18 bin lira tazminat ödemesine karar verdi. Mehmet A.’nın avukatı Gülsen Pişmiş, 2’nci Hukuk Dairesi’nin kararının emsal niteliğinde bir karar olduğunu söyledi.

Fabrikada işçi olarak çalışan Mehmet A. (29), 2014 yılında Pelin H. (27) ile evlendi. Çiftin V. E. ismini koydukları bir erkek çocukları dünyaya geldi. Mehmet A., 11 kasım 2016 tarihinde eve geldiğinde eşini ve o dönem 1,5 yaşında olan oğlunu evde bulamadı. Eşinin gidebileceğini yerleri arayan Mehmet A., telefonuna da ulaşamayınca polis merkezine giderek eşi ve çocuğu hakkında kayıp başvurusunda bulundu. Araştırma yapan Mehmet A., eniştesi Durmuş B.’nin de (30) evde olmadığını ve kız kardeşinin de eşine ulaşamadığını öğrendi. Mehmet A., eşi Pelin’in, birlikte kaçtığını düşündüğü eniştesi Durmuş B.’den şikayetçi oldu.

MERSİN’DE ORTAYA ÇIKTI

Hakkında kayıp başvurusu bulunan Pelin H., 13 Kasım 2016’da Mersin’in Anamur ilçesinde polis merkezine giderek ifade verdi. İfadesinde, kendisinin kayıp olmadığını, kendi isteğiyle evden ayrıldığını belirten Pelin H., Ben Durmuş B. ile kaçmadım. Aramızda iddia edildiği gibi bir ilişki olmadı. Eşim benimle, çocuğumla ve evle ilgilenmiyordu. Eve geç geliyordu. Aramızda şiddetli geçimsizlik vardı. Çocuğumu Emine E. isimli bir kişiye bıraktıktan sonra evden ayrıldım. şeklinde ifade verdi. Durmuş B. ise, Pelin H.’nin Anamur’da olduğunu öğrendiğini, bilmediği biryerde başına bir şey gelmesinden korktuğu için kendisinin de Anamur’a gittiğini ileri sürdü.

HASTANEYE GİDİYORUZ DİYE ÇOCUĞU BIRAKMIŞLAR

Çocuğun bırakıldığı Emine E.’nin mahkemede verdiği ifade de, Durmuş B., oğlumun arkadaşı olduğunu, gece yarısı eve gelip, çocuğun kendisinin olduğunu ve hastaneye gidecekleri içinde çocuğa bakmasını istediğini söyledi. Daha sonra da Mehmet A.’nın gelip çocuğu aldığını belirtti.

Durmuş B.’nin eşi Semra B. ise, eşinin telefon mesajlarında, Pelin ile ‘canım’ şeklide konuşuyordu. Mesajlarını gördüm. Bunu eşime söylediğimde eşimle tartıştım. Eşim Pelin ile kaçtı. dedi.

YEREL MAHKEME EŞİT KUSURLU BULDU

Bu durumun ardından Mehmet A., avukatı aracılığıyla hem çocuğunun velayetini alabilmek, hem de 50 bin lira değerinde maddi ve manevi tazminat için boşanma davası açtı. Konya 2’nci Aile Mahkemesi’nde görülen duruşmada mahkeme, her iki tarafı da eşit kusurlu buldu. Mahkeme, kararında Pelin A.’nin sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, erkeğin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediği, kadın ve çocukla ilgilenmediği, eve geç geldiği ve ihtiyaçları tam olarak karşılamadığı, eşine,’kör, sağır, deli’ gibi kelimeler kullandığı, eşini kastederek, ‘ben ucuz aldım, hemencik verdiler’ gibi aşağılayıcı sözler kullandığı, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tarafların eşit kusurlu olduğu gerekçesiyle çocuğun, babadan alınıp anneye verilmesine, babanın, anneye 250 lira yoksulluk nafakası ödemesine karar verdi.

2’NCİ HUKUK DAİRESİ ERKEK AZ KUSURLU

Yerel mahkemenin kararı üzerine Mehmet A.’nın avukatı Gülsen Pişmiş karara itirazda bulundu.

İtiraz üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2’nci Hukuk Dairesi, açılan davada yerel mahkemenin verdiği reddetti. 2’nci Hukuk Dairesi kararında, Erkeğin eşini kastederek, ‘ben ucuz aldım, hemencik verdiler’ şeklindeki sözlerle aşağıladığı eylemine vakıa olarak dayanılmadığı halde usulünce ileri sürülmeyen vakıanın kusur tespitine esas alınıp davacıdavalı erkeğe kusur olarak yüklenmesi hatalıdır. Kadının sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, erkeğin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediği, ihtiyaçları tam olarak karşılamadığı, eve geç geldiği, ilgisiz davrandığı, eşine hakaret ettiği eylemlerine nazaran boşanmaya neden olan olaylarda davalıdavacı kadının daha ziyade davacıdavalı erkeğin daha az kusurludur. Tarafların eşit kusurlu kabul edilmeleri doğru olmamıştır. Bu durumda davalıdavacı kadının boşanmaya neden olan olaylarda daha ziyade kusurlu ise de erkekte kusurlu olup kendisi de boşanmayı talep ettiğine göre evlilik birliğin devamında erkek tarafından korunmaya değer yarar kalmamıştır. denildi.

ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERE VURGU YAPILDI

Kararda, ‘Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’ne vurgu yapılarak, Çocuğun üstün yararını belirlerken, onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları, boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. denildi.

VELAYETİN ANNEYE VERİLMESİ İSABETSİZ OLMUŞTUR

2’nci Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin çocuğun velayetin anneye bırakma kararını isabetsiz olduğunu belirtti. Kararda, Annenin evden ayrılırken çocuğu hiç tanımadığı Emine E.’ye bıraktığı, dava sürecinde çocuğun babanın bakım ve gözetiminde kaldığı, pedagog tarafından alınan rapor içeriği ve rapor sonrası dinlenen tanık anlatımları da değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesinde çocuğun velayeti babaya verilmesi gerekirken, anneye verilmesi isabetsiz olup, çocuğun üstün yararı da nazara alınarak velayet hakkının babaya verilmesine, çocuk ile davalıdavacı anne arasında kişisel ilişki tesisine karar verilmiştir. denildi.

BABA LEHİNE 18 BİN LİRA MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT HAKKI

2’nci Hukuk Dairesi, annenin, babaya 10 bin lira maddi, 8 bin lira manevi olmak üzere 18 bin lira tazminat ödemesine hükmetti. Kararda, Mevcut delil durumuna nazaran kadının tedbir ve boşanmaya sebep olan olaylarda daha ziyade kusurlu olmasına nazaran yasal şartları oluşmayan yoksulluk nafakası talebinin reddi gerekmiştir. Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları, çocuğun yaşı ve hakkaniyet ilkesi de dikkate alındığında babaya tevdi olunan çocuk için aylık 200 lira tedbir ve iştirak nafakası taktir edilmiştir. Kararda erkek lehine maddi ve manevi tazminata da hükmedilmesi gerektiği belirtilirken, kadının erkeğe göre daha ziyade kusurlu olduğu, kadının boşanmaya denen olan sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışı davacının kişilik haklarına saldırı niteliği taşımaktadır. Bu nedenle Borçlar Kanunu’nun 50 ve 52’nci maddesi hükmü dikkate alındığında erken için 10 bin lira maddi, 8 bin lira manevi tazminat taktir edilmiştir. denildi.

AVUKAT EMSAL BİR KARAR

Mehmet A.’nın avukatı Gülsen Pişmiş, yerel mahkemenin verdiği kararın 2’nci Hukuk Dairesi tarafından değiştirilip davanın istedikleri gibi sonuçlandığını söyledi. 2’nci Hukuk Dairesi’nin verdiği kararın emsal niteliğinde bir karar olduğunu belirten Pişmiş, şunları söyledi

Müvekkilim çok zor günler yaşadı. Düşünün ki eşi, eniştesi ile birlikte çocuklarını hiç tanımadıklarını birine bırakıp evden kaçıyor. Bİz bunu mahkemeye taşıdık; ancak yerel mahkeme yanlış bir karar verdi. Çocuğun velayetini anneye verdi, hem de Mehmet A.’nın nafaka ödemesine hükmetti. Bizim en büyük itirazımızın velayet konusundaydı. Çocuğunun hiç tanımadığı birine bırakıp sevgilisiyle birlikte kaçan bir kadına çocuğu velayetinin verilmesi yanlıştı. Biz bunu istinafa taşıdık. 2’nci Hukuk Dairesi’nden yüz güldürücü bir karar verdi. Çocuğun velayeti babaya verildi. Baba lehine maddi ve manevi olmak üzere 18 bin lira tazminat ödenmesine hem de 200 lira nafaka verilmesine karar verildi.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.